Ana içeriğe atla

Kayıtlar

dil gelisimi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

30 Milyon Kelime / Dr. Dana Suskind

 0-3 yaş aralığındaki çocukların dil gelişimini destekleme konusunda rehber bir kitap.  Bu dönemde çocuğa ekran sunmamak ve onunla olabildiğince olumlu ve yapıcı konuşmak önemlidir.  Peki ne hakkında konuşacağız? O an yaptığımız yemek, oturduğumuz koltuğun rengi, ağacın dalları,  ağaçtaki kuşlar, gökyüzü, salıncak; yani o an ne yapıyorsak ne görüyorsak onu çocuğa basit bir dille anlatmak,  onunla konuşmak çocuğa iyi gelecek. Bir alternatif daha var. O da kendini çocuğa bırakmak. Zaten 0-4 yaş dönemindeki çocuğa özgür bir ortam sunulmalıdır. Çocuk o an ne ile ilgileniyorsa onun hakkında konuşmak,  birkaç kelime söylemek de yeterli olur.  Çocuğumuzun beyin gelişimi için ne pahalı oyuncaklara ne zeka kartlarına ihtiyaç var; sadece ekransız bir hayat, onunla olumlu, yapıcı konuşan ve onu can kulağı ile dinleyen bir ebeveyne ihtiyacı var.  Tuğba Kadiroğlu

DİL YOKSUNLUĞU

  "Evdeki yaşantısı ve sosyoekonomik durumu ne olursa olsun her bebeğin ve her çocuğun, kendi potansiyelini en üst düzeye çıkarma şansına sahip olmayı hak ettiğine inanıyorum..."  Otuz Milyon Kelime/ Dr. Dana Suskind  Bu değerli kitabi yeni okumaya başladım. Kitaptan bir alıntı yaparak not düşmek istedim. Herhangi bir fiziksel ya da zihinsel sorunu olmayan , sadece dil yoksunluğundan ötürü kendini ifade edemeyen birçok çocukla karşılaştım. Çocukların dil gelişimine katkıda bulunmak için zeka kartları, çeşitli pahalı oyuncaklar alınmasına lüzum yok. Çünkü çocuğa sunduğumuz bu şeyler onların ilgisini bir süre çekebilir. Fakat onlarla sürekli iletişim halinde olan canlı kanlı ebeveynlerinden hiç sıkılmazlar. Çocuklarımızla sohbet etmek, onlara çevrede olanlardan bahsetmek hiç konu bulamıyorsak kendi anılarımızı anlatmak, en basitinden o an uğraştığımız işle ilgili bir kaç cümle kurmak oldukça faydalı olacaktır.

KOCAMAN RESİMLER KÜÇÜCÜK YAZILAR

Hiç bir yan etkisi olmamasına rağmen günümüzde çocukların çoğu kitaplarla çok geç tanışıyor ya da tanıştırılıyor. Oysa ki olabildiğince erken tanışmalı çocuklar kitapla. Korkmayın! Bir kaç sayfayı yırttı diye dünyanın sonu gelmez. Ben kızımın yırttığı kitapları atmıyorum mesela, saklıyorum, o büyüyünce tamir ederiz, yapıştırırız; hem o esnada ona kitapları nasıl da keyifle yırttığını anlatırım. Yırta yırta alışıyorlar merak etmeyin. Hem yırtsınlar, cam değil ki ellerini kessin. Ayrıca çok çeşitli alternatif kitaplar var; plastikten, kumaştan, mukavvadan... Başlangıç için bunlar da olabilir ama asla yetmemelidir. Çünkü kumaş vs. bana göre kitabın yerini asla alamaz ve kitabın tadını veremez. Zaten bebeğinizi erken dönemde kitapla tanıştırırsanız, onları gelişigüzel yırtmayı da o kadar erken bırakır. bebeğiniz yırttığı zaman çok büyük tepkiler göstermeyin, hatta yırtsın da içinde kalmasın, gidersin merakını. Mesela dikkat çekici, resimli, kuşe kağıtlı eski dergilerinizden verebilirsin...

KONUŞAMAYAN ÇOCUKLAR

Oyun parklarını seviyorum. Hem kızımı eğlendiriyorum hem de başka çocukları gözlemleme imkanına sahip oluyorum. Ve tabi annelerle de konuşuyor, bilgi paylaşımında bulunuyoruz, onların tecrübelerini öğreniyor, bazen de kendi tecrübelerimden bahsediyorum.  En son “çocuğu 2.5 yaşında bir erkek çocuğu olan ve hala konuşamayan” olan bir anne ile konuştuk. Daha bunun gibi birçok konuşamayan çocuğa şahit oldum.  Üstelik bu çocuklarda anatomik ya da fizyolojik nedenlere bağlı dil bozukluğu da yoktu. Hepsinin ortak noktası, ek gıdaya başladıkları aylarda televizyon ile tanıştırılmaları ve daha ileriki dönemlerde de tablet, bilgisayarla gereğinden fazla zaman geçirmeleriydi.