Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA

  2 yaş civarı çocuk yavaş yavaş anneden kopmaya ve bağımsızlaşmaya başlar. “ ben yapacağım”, “hayır”, “istemiyorum” gibi ifadeleri sık duymaya başlarız. Çocuk artık bir benlik inşa etmeye başlamaktadır, keşfetmek, deneyimlemek ister. O yüzden 2 yaş sonrasından itibaren okul öncesi döneminde çocuğun inatlaşması doğaldır hatta sağlıklı bir süreçtir. Bu dönemde anne-babanın olur olmaz her şeye “hayır” demesi çatışmaları yanında getirir. Çocuğun güvenliği söz konusuysa çocuğa tabi ki   hayır denmelidir. Fakat ortada hayat memat meselesi diyeceğimiz bir durum yoksa çocuk biraz daha serbest bırakılıp keşfetmesine fırsat tanınmalıdır. Okul öncesi dönemi sonrasında çocuk inatlaşmaya devam ediyorsa, anne-babanın her dediğini hiç düşünmeden reddediyorsa, çocukla ilişkinizi ve bağınızı gözden geçirmeniz   gereklidir. Bu noktada bazı soruları kendinize sormanız ve düşünmeniz gerek: Çocuğunuzla ekrandan uzak, kaliteli vakit geçiriyor musunuz? Çocuğunuzun dünyasına karşı...

ÇOCUĞA SINIR KOYABİLMEK

  Her çocuğun sağlıklı gelişimi için sınırlara ihtiyacı vardır. Çocuğa sınır koymanın yolu doğru disiplinden geçer. Disiplin; ceza vermek, bağırmak, insani olmayan yolları kullanarak çocuğa bir işi yaptırmak değildir. Disiplin, ailede uyulacak kurallar bütününün çocuğa aktarılmasıdır. Bunu yaparken çocukla doğru iletişim kurulmalı ve kendimizi insani yollarla ifade edebilmeliyiz. Çocuğu disipline etmek için vakit ayırmak, emek vermek gerekir. Örneğin; kahvaltı sofrasında, akşam yemeklerinde neler konuşuyoruz? Akşam yatarken ne yapıyoruz? Akşam yatmadan önce çocuğumuzla 10 dakika da olsa gün içinde olanları konuşmak, sakin, dingin bir şekilde sohbet edebilmek gerek.   Disiplinin olmazsa olmaz iki öğesi aşılama* ve budama*dır. Aşılama nasıl olur?  Onlara değerlerimizi anlatacağız, aşılayacağız. Örneğin; çevreyi rahatsız ettiğinde “amca kızar, teyze bizi buradan kovar” gibi sözler yanlıştır. Bu telkini duyan çocuk “diğer insanlar olmasa ben her istediğimi yapardı...

Hz. Mevlana ile Aile Terapisi- Nevzat Tarhan

  Toplum olarak, zaman zaman belli konularda yakın körlüğü yaşadığımızı düşünüyorum. Aile meselesi de bunlardan biri. Yanı başımızdaki cevherleri, çareleri göremiyoruz.  Hz Mevlana da o yanı başımızdaki cevherlerden.  Ben bu kitabı okuyana kadar Hz Mevlana'dan aile konusunda öğrenecek bir şeylerim olduğunu bilmiyordum .  Kitapta Hz. Mevlana ile ilgili hikayeler ve Mesnevi'den hikayeler bulunmakta. Yazar bu hikayeleri irdelemiş, bunlardan belli başlı dersler çıkarıp bizim bilgilerimize sunmuş. Bize düşen okumak ve üzerinde düşünmek. Ben kendi adıma bu hikayelerin hayatımdaki karşılığını buldum.  İyi okumalar.  Künye:  Yazar: Prof. Dr.  Nevzat Tarhan  Kitabın Adı: Hz. Mevlana ile Aile Terapisi Yayınevi: Timaş Yayınları Sayfa sayısı: 320

KENDİNİ AFFET/ADEM GÜNEŞ

Suçluluk duygusu öyle bir duygudur ki, taa derinlere işlemiştir. Yaşadığımız olaylar karşısında verdiğimiz çoğu yanlış tepkinin suçluluk duygusundan kaynaklandığını fark etmiyoruz. Öyle ki, o duyguyu artık karakterimiz zannediyoruz.  Aşırı duyarlı, alıngan halimizi, küsmelerimizi,  duyarsızlıklarımızı "ben böyleyim işte" deyip geçiştiriyoruz. Hayır öyle değil. "Sen sadece suçlu  değilsin. " Önce bunu farketmeli, kendini affetme ihtiyacı hissetmeli insan ve harekete geçmeli.  Nasıl affedeceğiz kendimizi? İşte bu kitap yol-yordam gösteriyor bize.  Zorlantılarımız, dirençlerimiz ve iç seslerimizle nasıl başa çıkacağımızı öğreniyoruz. Ve bırakıyoruz olumsuz duygularımızı.  Sıra bizi incitenlere affetmeye geliyor. Affetmek incinmişlik duygusunu bırakmaktır. Affetmek bağışlamak değildir. İstersen bağışlar yeniden bağ kurarsın, istersen mesafe koyarsın. Bu kişinin kendisine kalmış. Bunun da yolu yordamı bu kitapta.  Kendisiyle barışan yeryüzü ile barışır, g...

KALİTELİ AİLE YAŞAMI

 Kadın ve erkek evlenir. Toz pembe hayalleri vardır ; sorunsuz,  pürüzsüz bir evlilik, sonra yuvaya neşe katacak bir çocuk. İşte filmin koptuğu yer. Ortada ne kadın kaldı ne erkek. Anne , baba ve çocuk. Artık bütün sohbetler çocuk üzerinden yapılmaya başlar. Çocuğun yediği, içtiği, giydiği, gezdiği, ödevleri, arkadaşları, doğum günü partisi, hastalığı vesaire. Yani artık hep çocuk konuşulur olur evlerde. Kadın ve erkek birbirine yabancılaşmaya başlar. Oysa ki çocuğun pedagojik ihtiyacıdır anne babasını mutlu, yan yana, birbirlerine karşı hala heyecan duyduklarını görmek.  U zman Pedagog Dr. Adem Güneş ,  Pedagoji Okulu  87. bölümünde kaliteli aile yaşamı için    7 + 3 formülünden bahsetmekte. Yapılması gereken 7 madde ve yapılmaması gereken 3 madde. Bu maddeleri gözden geçirerek evliliğimizi aileye dönüştürebiliriz.  Evlilikte yapılması gerekenler:  1- Eşle selamlaşma  Sabah uyandığımızda önce yanındaki eşine bakıp günaydın demek,...

ÖZGECAN VE VİCDAN EĞİTİMİ

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da "Biz Seni yüceltir ve sürekli takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın?" dediler.  Allah: "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim" dedi. ( Bakara suresi-30)

ÇOCUK VE FITRAT

Bu Konuya Neden Değinilmeli? Çünkü, çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor. Küçük hanımlar ve küçük beyler dolaşıyor ortalıkta. Ne anneler annelik yapabiliyor ne babalar babalık. Roller birbirine karışmış, tam bir kaos ortamı. İçi boş, küçük mutluluk oyunları ile avutuyoruz çocuklarımızı. Huzurdan yoksun hayatlar sunuyoruz onlara. Tatminsizlik hat safhada. Neyi, nasıl, nerede ve ne zaman yapacağımızı bilmiyoruz.

Çocuklarda Tesettür Bilincinin Oluşması

Nur Suresi 31 Çocuklara tesettür sevgisini nasıl aşılamalıyız? Sevgiden ziyade, önemli olan tesettür bilincinin oluşturulmasıdır. Ama ne yazık ki sizler de şahit oluyorsunuz şimdilerde aileler, çocukları tam buluğ çağına girdikleri anda hatta daha da öncesinde hiçbir açıklama yapmadan onları örtünmeye zorluyorlar. Oysa çocuk o anda ne gelişimsel ne de psikolojik olarak tesettüre hazır değildir. Aslında bu bilinç zamanında yani daha küçük yaşlarda oluşturulmaya başlansa genç kızlarımız tesettürden mesul oldukları çağa geldiklerinde kendiliğinden örtünmek isteyeceklerdir.