Ana içeriğe atla

Kayıtlar

cocuk gelisimi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA

  2 yaş civarı çocuk yavaş yavaş anneden kopmaya ve bağımsızlaşmaya başlar. “ ben yapacağım”, “hayır”, “istemiyorum” gibi ifadeleri sık duymaya başlarız. Çocuk artık bir benlik inşa etmeye başlamaktadır, keşfetmek, deneyimlemek ister. O yüzden 2 yaş sonrasından itibaren okul öncesi döneminde çocuğun inatlaşması doğaldır hatta sağlıklı bir süreçtir. Bu dönemde anne-babanın olur olmaz her şeye “hayır” demesi çatışmaları yanında getirir. Çocuğun güvenliği söz konusuysa çocuğa tabi ki   hayır denmelidir. Fakat ortada hayat memat meselesi diyeceğimiz bir durum yoksa çocuk biraz daha serbest bırakılıp keşfetmesine fırsat tanınmalıdır. Okul öncesi dönemi sonrasında çocuk inatlaşmaya devam ediyorsa, anne-babanın her dediğini hiç düşünmeden reddediyorsa, çocukla ilişkinizi ve bağınızı gözden geçirmeniz   gereklidir. Bu noktada bazı soruları kendinize sormanız ve düşünmeniz gerek: Çocuğunuzla ekrandan uzak, kaliteli vakit geçiriyor musunuz? Çocuğunuzun dünyasına karşı...

SORUMLULUK SAHİBİ ÇOCUKLAR

  Her şeyin en iyisini çocuklarımıza sunar, onlara güzel bir hayat yaşatmak için elimizden geleni yaparız. Çocuklarımız motive olsun diye bir taraftan da   onlara hayatın zorluklarından bahseder,     alın teri ve emek ile para kazanan insanları gösterip “bak, okumazsan bunlar gibi olursun, kafanı kullan” diye söyleriz. Sorumluluklarını yerine getiren çocuklar için sözlerimizi ve davranışlarımızı gözden geçirmeli, aşağıdaki hususlara dikkat etmeliyiz.  Çocuğa sürekli hayatın zorluklarından bahsetme: Çocuğa sürekli hayatın zorluklarından bahsetmek ona büyümenin acılı bir şey olduğunu öğretir. Ve bu çocuklar sorumluk almaktan kaçarlar. Çocuğu harekete geçirmek, motive etmek her türlü olumsuz cümlelerden vazgeç:   “ “Büyüdün artık sen, bırak tembelliği” , “yavrum odan var, bilgisayarın var, her şeyin var, neyin eksik, yapman gereken tek şey çalışmak onu da yapmıyorsun. Biz babanla akşama kadar senin için çalışıyoruz, yoruluyoruz. Eve geliyoruz, sen ne y...

ÇOCUĞA SINIR KOYABİLMEK

  Her çocuğun sağlıklı gelişimi için sınırlara ihtiyacı vardır. Çocuğa sınır koymanın yolu doğru disiplinden geçer. Disiplin; ceza vermek, bağırmak, insani olmayan yolları kullanarak çocuğa bir işi yaptırmak değildir. Disiplin, ailede uyulacak kurallar bütününün çocuğa aktarılmasıdır. Bunu yaparken çocukla doğru iletişim kurulmalı ve kendimizi insani yollarla ifade edebilmeliyiz. Çocuğu disipline etmek için vakit ayırmak, emek vermek gerekir. Örneğin; kahvaltı sofrasında, akşam yemeklerinde neler konuşuyoruz? Akşam yatarken ne yapıyoruz? Akşam yatmadan önce çocuğumuzla 10 dakika da olsa gün içinde olanları konuşmak, sakin, dingin bir şekilde sohbet edebilmek gerek.   Disiplinin olmazsa olmaz iki öğesi aşılama* ve budama*dır. Aşılama nasıl olur?  Onlara değerlerimizi anlatacağız, aşılayacağız. Örneğin; çevreyi rahatsız ettiğinde “amca kızar, teyze bizi buradan kovar” gibi sözler yanlıştır. Bu telkini duyan çocuk “diğer insanlar olmasa ben her istediğimi yapardı...

4-5 YAŞ ÇİZİMLERİMİN ÖYKÜLERİ

Evimizin aziz misafiri büyük kızımızı 8. yaş gününde 3-4 yıl öncesine götürdük. Şöyle ki:⏬ Kızımızın yaptigi resimler evde epey bir birikmiş idi.  Ben de kaybolur, hatıra kalsın diye düşünerek çizimlerini taratıp kaydetmiştim. Seçtiğim bazı resimlere öyküler yazıp bir kitapçık oluşturduk.  Şimdi ise yeni çizimler ve  yeni öyküler  birikiyor. Bu seferlik  çıktı şeklinde yaptığımız kitabımızı başka bir sefer Allah nasip ederse  gerçek kitap boyutunda ve kuşe kağıda matbaadan bastıracağız.  Öykülerimiz ⏬  Okuyanlara fikir olsun . Tuğba Kadiroğlu

Bu Benim Bedenim/ Hatice Kübra Tongar

Çocuklar için bedeni tanıma ve koruma rehberi niteliğinde bir kitap. Ayrıca ebeveynlere de neyi nasıl anlatacağımıza dair ipuçları vermekte, buradan yola çıkarak çocuğumuzun ilgi, ihtiyaç ve merakını göz önünde bulundurarak anlatımlar yapabiliriz.  Her ne kadar 8 yaş üzeri olsa da her çocuğun hazırbulunuşluk düzeyi farklıdır. Bu bakımdan çocuğun ihtiyaç ve merakı doğrultusunda okutulması gereken bir kitaptır. Bu tarz kitapları çocuğa okutmadan önce ebeveyn okursa daha iyi olur.  9-10 yaşlarına kadar okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.  Benim en çok hoşuma giden kısım "Her Canlının Kararları da Dokunulmazdır" bölümü idi. Bu kısmı ebeveynlerin üzerinde dura dura okumalarını tavsiye ederim. Biz anne-babaların dahi çocukların kararlarına saygı duymamız gerekir. Çocuklarımızı baskı, duygu sömürüsü ya da şiddetin her türlüsü (psikolojik, duygusal, bedensel) ile ikna yoluna gitmemeliyiz.  İyi okumalar..  Tuğba Kadiroğlu KÜNYE Kitabın adı: Bu Benim Bedenim ...

KENDİNİ AFFET/ADEM GÜNEŞ

Suçluluk duygusu öyle bir duygudur ki, taa derinlere işlemiştir. Yaşadığımız olaylar karşısında verdiğimiz çoğu yanlış tepkinin suçluluk duygusundan kaynaklandığını fark etmiyoruz. Öyle ki, o duyguyu artık karakterimiz zannediyoruz.  Aşırı duyarlı, alıngan halimizi, küsmelerimizi,  duyarsızlıklarımızı "ben böyleyim işte" deyip geçiştiriyoruz. Hayır öyle değil. "Sen sadece suçlu  değilsin. " Önce bunu farketmeli, kendini affetme ihtiyacı hissetmeli insan ve harekete geçmeli.  Nasıl affedeceğiz kendimizi? İşte bu kitap yol-yordam gösteriyor bize.  Zorlantılarımız, dirençlerimiz ve iç seslerimizle nasıl başa çıkacağımızı öğreniyoruz. Ve bırakıyoruz olumsuz duygularımızı.  Sıra bizi incitenlere affetmeye geliyor. Affetmek incinmişlik duygusunu bırakmaktır. Affetmek bağışlamak değildir. İstersen bağışlar yeniden bağ kurarsın, istersen mesafe koyarsın. Bu kişinin kendisine kalmış. Bunun da yolu yordamı bu kitapta.  Kendisiyle barışan yeryüzü ile barışır, g...

KALİTELİ AİLE YAŞAMI

 Kadın ve erkek evlenir. Toz pembe hayalleri vardır ; sorunsuz,  pürüzsüz bir evlilik, sonra yuvaya neşe katacak bir çocuk. İşte filmin koptuğu yer. Ortada ne kadın kaldı ne erkek. Anne , baba ve çocuk. Artık bütün sohbetler çocuk üzerinden yapılmaya başlar. Çocuğun yediği, içtiği, giydiği, gezdiği, ödevleri, arkadaşları, doğum günü partisi, hastalığı vesaire. Yani artık hep çocuk konuşulur olur evlerde. Kadın ve erkek birbirine yabancılaşmaya başlar. Oysa ki çocuğun pedagojik ihtiyacıdır anne babasını mutlu, yan yana, birbirlerine karşı hala heyecan duyduklarını görmek.  U zman Pedagog Dr. Adem Güneş ,  Pedagoji Okulu  87. bölümünde kaliteli aile yaşamı için    7 + 3 formülünden bahsetmekte. Yapılması gereken 7 madde ve yapılmaması gereken 3 madde. Bu maddeleri gözden geçirerek evliliğimizi aileye dönüştürebiliriz.  Evlilikte yapılması gerekenler:  1- Eşle selamlaşma  Sabah uyandığımızda önce yanındaki eşine bakıp günaydın demek,...

DİL YOKSUNLUĞU

  "Evdeki yaşantısı ve sosyoekonomik durumu ne olursa olsun her bebeğin ve her çocuğun, kendi potansiyelini en üst düzeye çıkarma şansına sahip olmayı hak ettiğine inanıyorum..."  Otuz Milyon Kelime/ Dr. Dana Suskind  Bu değerli kitabi yeni okumaya başladım. Kitaptan bir alıntı yaparak not düşmek istedim. Herhangi bir fiziksel ya da zihinsel sorunu olmayan , sadece dil yoksunluğundan ötürü kendini ifade edemeyen birçok çocukla karşılaştım. Çocukların dil gelişimine katkıda bulunmak için zeka kartları, çeşitli pahalı oyuncaklar alınmasına lüzum yok. Çünkü çocuğa sunduğumuz bu şeyler onların ilgisini bir süre çekebilir. Fakat onlarla sürekli iletişim halinde olan canlı kanlı ebeveynlerinden hiç sıkılmazlar. Çocuklarımızla sohbet etmek, onlara çevrede olanlardan bahsetmek hiç konu bulamıyorsak kendi anılarımızı anlatmak, en basitinden o an uğraştığımız işle ilgili bir kaç cümle kurmak oldukça faydalı olacaktır.

0-3 AY DÖNEMİ GELİŞİMSEL DESTEK

0-3 AY DÖNEMİ GELİŞİMSEL DESTEK             Bebekler doğumundan itibaren ilk 2 yıl boyunca yoğun bir şekilde tensel temas açlığı çekerler. Bebeğinize bol bol sarılın, ellerine, ayaklarına, dokunun, hafif dokunuşlarla masaj yapın. 

ETKİNLİK, OYUN ve ÇEVRE

Çocukla etkili vakit geçirebilme konusu annelerin her zaman gündeminde olmuştur. Fakat  bu etkili vakitler genellikle yarım saate sığdırılmış etkinlikler olarak algılanmaktadır. Oysa çocukla geçirilen vakit tüm yaşam alanımıza  yayılmalıdır. Kahvaltı hazırlarken, kek çırparken, portakal sıkarken, hamur yoğururken, çamaşır asarken, tozları alırken, sofrayı kurarken, yani gün içinde her ne yapıyorsanız bu işlere çocuğunuzu da müdahil edebiliyorsanız etkili vaktin sırrını bulmuşsunuz demektir. Yoksa,  'of çekil ayağım altından zaten acelem var' diyenlerdenseniz biraz yavaşlamanız ve çocuğunuzun ritmine ayak uydurmanız gerekir. Çocuğunuzu önce tanımaya, sonra  anlamaya çalışın. Sizin 25 yıllık, onunsa sadece 2 yıl, 3 yıl, 5 yıllık hayat tecrübesi var, bunu unutmayın. Peki hiç mi etkinlik yapmayalım? Beyin gelişiminin büyük bir kısmı, bebeklik ve erken çocukluk döneminde tamamlanmaktadır. Bu yüzden kesinlikle etkinlik yapmalıyız. Fakat hazırladığımız etkinlik...

KOCAMAN RESİMLER KÜÇÜCÜK YAZILAR

Hiç bir yan etkisi olmamasına rağmen günümüzde çocukların çoğu kitaplarla çok geç tanışıyor ya da tanıştırılıyor. Oysa ki olabildiğince erken tanışmalı çocuklar kitapla. Korkmayın! Bir kaç sayfayı yırttı diye dünyanın sonu gelmez. Ben kızımın yırttığı kitapları atmıyorum mesela, saklıyorum, o büyüyünce tamir ederiz, yapıştırırız; hem o esnada ona kitapları nasıl da keyifle yırttığını anlatırım. Yırta yırta alışıyorlar merak etmeyin. Hem yırtsınlar, cam değil ki ellerini kessin. Ayrıca çok çeşitli alternatif kitaplar var; plastikten, kumaştan, mukavvadan... Başlangıç için bunlar da olabilir ama asla yetmemelidir. Çünkü kumaş vs. bana göre kitabın yerini asla alamaz ve kitabın tadını veremez. Zaten bebeğinizi erken dönemde kitapla tanıştırırsanız, onları gelişigüzel yırtmayı da o kadar erken bırakır. bebeğiniz yırttığı zaman çok büyük tepkiler göstermeyin, hatta yırtsın da içinde kalmasın, gidersin merakını. Mesela dikkat çekici, resimli, kuşe kağıtlı eski dergilerinizden verebilirsin...

KONUŞAMAYAN ÇOCUKLAR

Oyun parklarını seviyorum. Hem kızımı eğlendiriyorum hem de başka çocukları gözlemleme imkanına sahip oluyorum. Ve tabi annelerle de konuşuyor, bilgi paylaşımında bulunuyoruz, onların tecrübelerini öğreniyor, bazen de kendi tecrübelerimden bahsediyorum.  En son “çocuğu 2.5 yaşında bir erkek çocuğu olan ve hala konuşamayan” olan bir anne ile konuştuk. Daha bunun gibi birçok konuşamayan çocuğa şahit oldum.  Üstelik bu çocuklarda anatomik ya da fizyolojik nedenlere bağlı dil bozukluğu da yoktu. Hepsinin ortak noktası, ek gıdaya başladıkları aylarda televizyon ile tanıştırılmaları ve daha ileriki dönemlerde de tablet, bilgisayarla gereğinden fazla zaman geçirmeleriydi.

ERKEN ÇOCUKLUKTA MASTÜRBASYON VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

"Mastürbasyon (kendi kendine doyum), 3-5 yaşlar arasında sık rastlanan bir davranıştır ve çocuğun kendi bedenini tanıma eyleminin bir parçasıdır." diyor Haluk Yavuzer   Çocuğu Tanımak ve Anlamak   adlı kitabında. Gerçekten de öyledir. Çocuklarınızı dikkatli izlediyseniz, cinsel organlarına önce tesadüfen dokunduğunu, onu fark ettikçe dokunma isteklerinin artığını görmüş olmalısınız. Bu aşamada 'çek elini oradan, ayıp, terbiyesiz' diyerek ellerine vurmadıysanız ve zorla bu davranıştan vazgeçirmeye çalışmadıysanız bir süre sonra oraya olan aşırı ilgisinin kendiliğinden kaybolduğunu görürsünüz.

ÖZGECAN VE VİCDAN EĞİTİMİ

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da "Biz Seni yüceltir ve sürekli takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın?" dediler.  Allah: "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim" dedi. ( Bakara suresi-30)

ÇOCUK VE FITRAT

Bu Konuya Neden Değinilmeli? Çünkü, çocuklar çocukluğunu yaşayamıyor. Küçük hanımlar ve küçük beyler dolaşıyor ortalıkta. Ne anneler annelik yapabiliyor ne babalar babalık. Roller birbirine karışmış, tam bir kaos ortamı. İçi boş, küçük mutluluk oyunları ile avutuyoruz çocuklarımızı. Huzurdan yoksun hayatlar sunuyoruz onlara. Tatminsizlik hat safhada. Neyi, nasıl, nerede ve ne zaman yapacağımızı bilmiyoruz.

Çocuklarda Tesettür Bilincinin Oluşması

Nur Suresi 31 Çocuklara tesettür sevgisini nasıl aşılamalıyız? Sevgiden ziyade, önemli olan tesettür bilincinin oluşturulmasıdır. Ama ne yazık ki sizler de şahit oluyorsunuz şimdilerde aileler, çocukları tam buluğ çağına girdikleri anda hatta daha da öncesinde hiçbir açıklama yapmadan onları örtünmeye zorluyorlar. Oysa çocuk o anda ne gelişimsel ne de psikolojik olarak tesettüre hazır değildir. Aslında bu bilinç zamanında yani daha küçük yaşlarda oluşturulmaya başlansa genç kızlarımız tesettürden mesul oldukları çağa geldiklerinde kendiliğinden örtünmek isteyeceklerdir.