Ana içeriğe atla

Kayıtlar

MERAKLI MİNİK

Çoğu zaman evde çocuğumuzla ne yapsak, ne oynasak diye düşünüp dururuz. Zaten çocuklara, ne kadar çok olursa olsun, bir türlü oyuncakları yetmez. Dikkat ettiyseniz çocuklar, gördükleri çoğu şeyi kendileri yapmak ve olaylara bir şekilde müdahil olmak isterler. Hamur yoğururken, ev süpürürken, çamaşır asarken, bir şeyi keser veya dikerken nasıl da heveslenirler ve bir işin ucundan tutmaya çalışırlar. Biz onların fıtratlarını bozmazsak eğer, onlar hayatları boyunca soru soracaklar, sorgulayacaklar, kafa yoracaklar ve yeni şeyler üreteceklerdir. Onların bu davranışları bana göre hazırcılığa başkaldırıdır. Meraklı Minik dergisini, hazırcılığa başkaldırının ilk adımı olarak çocuğunuza sunabilirsiniz. Hiç duymayanlar için yazayım. Nedir bu Meraklı Minik? Meraklı Minik TÜBİTAK'ın aylık çıkan erken çocukluk dergisidir. (Fakat ben kızıma yaklaşık 12 aylık olduğundan beri alıyorum.)

ETKİNLİK, OYUN ve ÇEVRE

Çocukla etkili vakit geçirebilme konusu annelerin her zaman gündeminde olmuştur. Fakat  bu etkili vakitler genellikle yarım saate sığdırılmış etkinlikler olarak algılanmaktadır. Oysa çocukla geçirilen vakit tüm yaşam alanımıza  yayılmalıdır. Kahvaltı hazırlarken, kek çırparken, portakal sıkarken, hamur yoğururken, çamaşır asarken, tozları alırken, sofrayı kurarken, yani gün içinde her ne yapıyorsanız bu işlere çocuğunuzu da müdahil edebiliyorsanız etkili vaktin sırrını bulmuşsunuz demektir. Yoksa,  'of çekil ayağım altından zaten acelem var' diyenlerdenseniz biraz yavaşlamanız ve çocuğunuzun ritmine ayak uydurmanız gerekir. Çocuğunuzu önce tanımaya, sonra  anlamaya çalışın. Sizin 25 yıllık, onunsa sadece 2 yıl, 3 yıl, 5 yıllık hayat tecrübesi var, bunu unutmayın. Peki hiç mi etkinlik yapmayalım? Beyin gelişiminin büyük bir kısmı, bebeklik ve erken çocukluk döneminde tamamlanmaktadır. Bu yüzden kesinlikle etkinlik yapmalıyız. Fakat hazırladığımız etkinlik...

KOCAMAN RESİMLER KÜÇÜCÜK YAZILAR

Hiç bir yan etkisi olmamasına rağmen günümüzde çocukların çoğu kitaplarla çok geç tanışıyor ya da tanıştırılıyor. Oysa ki olabildiğince erken tanışmalı çocuklar kitapla. Korkmayın! Bir kaç sayfayı yırttı diye dünyanın sonu gelmez. Ben kızımın yırttığı kitapları atmıyorum mesela, saklıyorum, o büyüyünce tamir ederiz, yapıştırırız; hem o esnada ona kitapları nasıl da keyifle yırttığını anlatırım. Yırta yırta alışıyorlar merak etmeyin. Hem yırtsınlar, cam değil ki ellerini kessin. Ayrıca çok çeşitli alternatif kitaplar var; plastikten, kumaştan, mukavvadan... Başlangıç için bunlar da olabilir ama asla yetmemelidir. Çünkü kumaş vs. bana göre kitabın yerini asla alamaz ve kitabın tadını veremez. Zaten bebeğinizi erken dönemde kitapla tanıştırırsanız, onları gelişigüzel yırtmayı da o kadar erken bırakır. bebeğiniz yırttığı zaman çok büyük tepkiler göstermeyin, hatta yırtsın da içinde kalmasın, gidersin merakını. Mesela dikkat çekici, resimli, kuşe kağıtlı eski dergilerinizden verebilirsin...

BİR ANNE KURTARMA OPERASYONU: EVDE KUM OYUNU VE DIŞARIDA OYUN

Çocuklarla zaman hızlıca akıp gidiyor. Evin içindeki curcuna annenin kafasının içindeki curcunadan daha mı karmaşıktır acaba diye düşünüyorum? Sanırım annenin kafası daha karmaşık ve dağınık.  Anne bir yandan "kahvaltıya ne yapsam, bugün hangi çorbayı yedirsem" diye düşünür, diğer yandan "bugün ne oynasak, şu hoşuna gider mi, bu faydalı olur mu" diye ölçüp tartar kafasında. Sizi bilmem ama ben daha sabah kalkarken “bugün ne yapsak da günü kurtarsak” diye düşünürüm. Sadece günü kurtarmak değildir amacım; yaptığımız etkinliklerle tüm duyularına hitap etmek istiyorum. Kızımın her güne neşe ile başlamasını sağlayıp, aynı neşe ve her gün biraz  daha artan özgüven duygusuyla günün sonuna gelebilmektir amacım. Bebeklerin ve çocukların özgüvenini geliştimenin yolu tabi ki anne ile oyun oynamaktan geçiyor. Baba da etkilidir fakat 0-2 yaş döneminde anneler çocuklarının olmazsa olmaz oyun arkadaşıdırlar.

LOREENA MCKENNİTT

Hani bazen olur ya insana, kafasında kırk tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez. Bir düşünceden başka bir düşünceye atlar. Beyni yorulur ve insan bu duruma daha fazla dayanamaz, bitap düşer.  Beynin biraz dinlenmesi için yapılacak en iyi şey, kitap okumaktır bana göre. Ama bazen öylesine dolar taşar ki düşünceler kafamın içinde, basit bir kitaba dahi konsantre olamam. İşte böyle zamanlarda kitaplar beynimin, Loreena Mckennitt’in o naif sesi ise ruhumun şifası olur. Bir yandan kitabımı okurken bir yandan onu dinlerim; hem beynim dinlenir, hem ruhum. Peki kimdir bu turuncu saçlı, tatlı kadın? Benim bildiğim; İrlanda asıllı, Kanada’lı bir sanatçı ve bir piyanist. İrlanda, İskoçya, Galler gibi bölgelerde yaygın, geleneksel bir müzik olan Kelt  Müziğini yapar ve şiirlerini bu müziğe uygun biçimde besteleyerek söyler. Yumuşak, naif bir sesi vardır. Dinleyenini, dinlendirmekle kalmaz, ona huzur verir. Kendisi hakkında detaylı bilgiyi burada bulabilir, müzi...

KARDEŞİM! SEN ÖZGÜRSÜN/ SEYYİD KUTUB

Kardeşim! Sen Özgürsün Sen prangalara vurulsan da özgürsün Sen Allah'a bağlandığın zaman  Sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki Kardeşim! Karanlığın (küfrün) ordularını kökten sileceksin                                                                    Ve bununla yeryüzünde bir fecr doğacak                                                                    Sen ruhunu fecrin doğuşuna teslim et                                                            ...

KONUŞAMAYAN ÇOCUKLAR

Oyun parklarını seviyorum. Hem kızımı eğlendiriyorum hem de başka çocukları gözlemleme imkanına sahip oluyorum. Ve tabi annelerle de konuşuyor, bilgi paylaşımında bulunuyoruz, onların tecrübelerini öğreniyor, bazen de kendi tecrübelerimden bahsediyorum.  En son “çocuğu 2.5 yaşında bir erkek çocuğu olan ve hala konuşamayan” olan bir anne ile konuştuk. Daha bunun gibi birçok konuşamayan çocuğa şahit oldum.  Üstelik bu çocuklarda anatomik ya da fizyolojik nedenlere bağlı dil bozukluğu da yoktu. Hepsinin ortak noktası, ek gıdaya başladıkları aylarda televizyon ile tanıştırılmaları ve daha ileriki dönemlerde de tablet, bilgisayarla gereğinden fazla zaman geçirmeleriydi.